İlk ve Son dizisi, bence ihtiyacımız olan ilişki perspektifini sunan bir mikroskop gibi. Her iki sezonda da hikayenin anlatım sıralamasını çok beğenmiştim. Çünkü tıpkı hayatımızda da örneklerinin olduğu gibi, bizi sonunu bildiğimiz bir hikayeye başlatıyordu. Sorarım size ey kıymetli okurlar… Hangimiz sevmedik çılgınlar gibi! Şakacı açılış paragrafından anlayacağınız üzere Film Psikoloğu Selin Cennet Türker, geri geldi. Hazırsanız, Nilüfer ve Cihan eşliğinde çift otopsisi yapacağız. Maskeleri takalım.
Bu Yazıda Sizi Neler Bekliyor?
İlk ve Son Dizisinin Yeni Sezonu Nasıldı?
Nilüfer ve Cihan’ın öyküsü, bana birinci sezondan daha izlenesi geldi. Bu sezonda dizinin formatına zaten aşina olmam, ne beklemem gerektiğini ve ne bulacağımı bildiğim için daha güvenli bir alan yarattı. Ayrıca fiziksel şiddet anlamında Barış ve deniz çok daha hırçın, yıkıcı ve sarsıcıydı. Yine bu sezonda, karakterlerin travmalarına dair yaşantıları daha doğrudan gözlemlediğimizi hissettim. Dolayısıyla tetikleyici anları da çok daha rahat gördük.

Her anlamda seyir zevki veren, Hazal ve Ulaş’ın oyunculuklarıyla döktürdüğü, salya sümük bir İlk ve Son sezonuydu. Bu nedenle, öyküler de bağımsız olduğu için, birinci sezonu izlemediyseniz bile bu sezonu izlemenizi öneririm. Fragmana buradan ulaşabilirsiniz.
Cihan ve Nilüfer’in İlişki Dinamikleri
Öncelikle her şeyin başı bağlanma! Bu konu benim için, bağlanmak ya da bağlanmamak değil de doğru kişiye yanlış ya da yanlış kişiye doğru bağlanmak gibi daha çok. Bowlby’nin Bağlanma Stilleri Kuramı‘nı artık duymayan kalmadı. Ama çok kısa özetleyelim.
Sağlıklı, sevgiyi gösterebilen, alabilen bağlanma stiline güvenli bağlanma diyoruz. Güvensiz bağlanmanın ise kaygılı, kaçıngan ve hibrit türleri var. Kaygılı bağlanan; sevgi kaynağını kaybetmekten korkuyor ve sonucunda bağımlı, görece histerik bir ilişki yapılanması oluşuyor. Kaçıngan bağlanan; yine aynı korkulara sahip ama bağlanmaktan, güvenmekten duyduğu korkuyu, yok saymaya adıyor. Sevgi kaynağını değersizleştiriyor. Kaygılı kaçıngan ise yapışkan, umursamaz, saldırgan ve muhtaç gibi sınırlarda geziyor.
İlk ve Son’daki Bağlanma Stilleri
Nilüfer; annesiyle olan travmatik ilişkisine rağmen babasından gelen koşulsuz sevgiye sığınarak güvenli bağlanma geliştirmiş. Cihan’a olan sıcak yaklaşımı, kendisini en başından beri saklamayışı, ablasını kıskandığı yer hariç bir güvensizlik kaygısı taşımaması, Cihan’a sevilmeyi öğretmesi beni güvenli bağlanmaya itiyor.
Cihan ise korkan ve sinen bir anne, saldırgan bir baba, isyankar bir abla eşliğinde büyüdüğü evde; haklı olarak kaygılı-kaçıngan bağlanma gerçekleştirmiş. İlk ve son formatı için daha uygun bir karakter 🙂 Cihan’ın Nilüfer’i aşka ilgiye boğması, azıcık zarar gördüğünde korkunç saldırılara geçmesi, terk edilme ihtimaliyle karşılaşınca sevgi kaynağını kaybetmemek için hemen pişmanlık ve özür konuşmalarına geçmesi beni kaygılı-kaçıngan noktasına götürdü. Ek olarak Cihan, Nilüfer’in saldırılarına da “benim canımı yakmaya gücün yetmez” yaklaşımı gösteriyordu. Oysa sevdiğimiz insanların canımızı yakmasına izin veririz. Bu ilişkilerin doğasında vardır. Cihan ise sadece sevgiyi almak istiyordu, sorumluluğu ya da acıyı değil.
İlişkiyi kim mahvetti?
Burada bir günah keçisi seçmek kolay olur. Ve biz kolayı sevmeyiz. Her ikisi de aile travmaları olan ancak bu travmaları gömmeye çalışan yetişkinlerdi. Her ne kadar birbirlerinin sevgiyle sardıkları dönemler varsa da birbirlerini acıya sürükledikleri, amaçsız davranışlardan kendilerine anlam çıkardıkları, karaktere yönelik saldırıda bulundukları çok zaman oldu.
Kim mahvetti sorusuna cevap bulmak zor. Cihan gibi duruyor ilk bakışta. Ama Nilüfer’in Elif doğduktan sonraki davranışları da çok zorlayıcı. Küçümser tavırlar, Cihan’ı yok sayma, anneliği görev olarak görme ve “başarmaya” çalışma… İki yiğit çıktı meydane, ağlaması kaldı bizlere. Ama ben “ne mahvetti” sorusuna cevap vermek istiyorum.
Her şeyin dibine dinamit koyup patlatan hata bence birbirlerinin yaralarına saldırmalarıydı. Nil’in Cihan’a maymun iştahlı demesi, babasının laflarıyla konuşması, Cihan’ın da onu kendi annesi gibi bir anne olmakla, kürtajı düşünmekle suçlaması… Buralar çok ofsayt. Çünkü sevdiğiniz, güvendiğiniz insana yaralarınızı açtığınızda, onun merhem sürmesini, yarayı sarmasını beklersiniz. Birinin size gösterdiği yarayı bir kere deştiğinizde, artık ona da yaraya saldırma hakkı vermiş olursunuz ve güven hissi sonsuza kadar değişir.
İlk ve Son Dizisinde Mahşerin Dört Atlısı
Gottman Çift Terapisi‘nde çiftleri ayrılığa götürdüğü bilinen 4 temel hata vardır. Savunma, aşağılama, duvar örme ve eleştiri. Bunların ne anlama geldiğine dilerseniz ayrıca göz atarsınız. Ben Nil ve Cihan için bir değerlendirme yapacağım. Öncelikle duvar örme yoktu diye başlayalım. Çünkü her duygu aktarımında karşılıklı bir tepki mutlaka oldu ve birkaç görmezden gelme anı dışında bu olgu ilişkilerinde pek yer almadı.
Savunma sıklıkla vardı. Çünkü birbirlerine karşı yaptıkları her eleştiride iki taraf da hemen kendini aklamaya ve diğerini suçlamaya eğildi. Başlangıçtaki daha tatlı aylardan bahsetmiyorum. Ancak evlilik sürecinde bir hataya yöneltilen eleştiri sık sık karşı hakaretle ve suçlamayla devam etti. Dolayısıyla Düzeltilmesi gereken noktaya dair bir ihtiyaç belirlenmedi. Sorun da olduğu gibi kaldı.
İlk ve Son’un bu sezonunda aşağılama bence yine yoktu. Birinci sezonda Deniz çok fazla aşağılamaya giriyordu, Barış’a onu kendisinden küçük gördüğünü hissettiriyordu. Bir süre sonra tabii ki Barış da benzer tepkileri vermeye başladı. Ama bu sezonda birinin diğerini kendinden aşağıda görmesi ve devamlı küçümsemesi sorununu görmedik.
Cihan ve Nil’in ilişkisinde, Mahşerin Dört Atlısı’ndan oldukça güçlü bir hata daha vardı: Eleştiri. Bir durumla ilgili bir hata anı fark ettirilmek istendiğinde, bu sıklıkla karaktere yönelik bir saldırıya dönüştü. Aynı zamanda yine karakterin ayrılmaz bir parçası olan travmalar da sıklıkla eleştirilerde ve kişisel saldırılarda yer aldı.
Travmaları Olan İnsanlar Anne Baba Olmasın mı?
Elif’in yaşadıklarını düşününce sanki “olmasın” dememiz gerekiyormuş gibi hissedebilirsiniz. Ama hayır, bu bir yasak ya da engel olmamalı. Daha çok işin kendiyle barışmak kısmına odaklanmalıyız bence. Elif; hazırlanılan, planlanan, beklenen bir bebek değildi. Nilüfer’in anneliğe hazırlıksız yakalanması, annesiyle olan savaşının kendiyle savaşa dönüşmesi onu çok zorladı. Başardığını kanıtlamak istedi, Cihanla annesine meydan okudu. Ama Cihan beklediği gibi bir ” madalya” olmadı. Sonrası malum…
Cihan, gerçekten de dediği gibi nasıl baba olmaması gerektiğini bilen, babasının aksine sevgisini, ilgisini kızına çok güzel gösteren bir babaydı. Ama Cihan’ın varoluşsal krizleri, öfke sorunları, sürekli ya yok saydığı ya da sığındığı acıları onu istemediği türde bir baba olmaya ve madde bağımlılığına itti.
Evet, Cihan ve Nil’in kendine has acıları, yaraları vardı. Ancak bu anne baba olarak Elif’i yaralamalarını haklı göstermez. Şartlar ne olursa olsun bazı şeyler seçimlerimizle ilgilidir. Nil de Cihan da sorunlarını bir yetişkin gibi çözmemeyi seçti aslında. Bunun sonucu da Elif’i etkiledi. Evet, terapi kıymetli bir yol olacaktır. Ancak bunu çözmek için terapi imkanı yoksa da insan kendisi için bir şeyler yapabilir.
Farkındalığı artırmak cart curt… Evet! Ama kendini sevmek, kendinle barışmak en nihayetinde bu iyileşmeyi yaratan. Bu barış anı için bir yetişkin; çocuğunun yanında ölümle burun buruna geldiği bir krizi, çocuğunun yazdığı günlükteki acıları okumayı beklemek zorunda değil. Amacım yargılamak değil. Ancak çözmediğimiz her travmanın, her öfkenin ne kadar aksini iddia etsek de eve, aileye, çocuğa yansıyacağını kabul etmek ve buna göre bir konum seçmek gerek bence.
İşaret parmakları birleşsin…
Tamam, küsmeden kızmadan bitirelim bu yazıyı. İlk ve Son hikayemizin Nilüfer ve Cihan’ı için daha da derinlere inmek isterdim. Satir’e göre hangi iletişim kalıpları vardı, Yapısal aile danışmanlığına göre evliliğin alt sistemleri oturmuş muydu? Koalisyon ya da üçgenleşme var mıydı? Hepsini cevaplamak isterdim. Mesela Cihan’ın çöküşüne, olduramayışına daha çok eğilmek isterdim. Her ikisinin de aile genogramına bakalım isterdim. Ama her yazının bir sonu var. Vedaları sevmem. Görüşürüz.
Not: Başka bir ilişki otopsisi isterseniz, Nocturnal Animals yazıma göz atabilirsiniz.
