Bad Behaviour film incelemesi

Bad Behaviour Film İncelemesi: Bir Aydınlanma Sorunu

Film/Psikoloji

Bad Behaviour filmi psikoloji okuyan, psikolog olan, alanla ilgilenen herkesin izlemesi gereken bir film. Bir de annesiyle sorunları olan yetişkin çocuklar, mommy issues‘a sahip herkes mutlaka göz atsın. Hani travma döngüsünü kırmak, yanlış davranışları bizden sonraki nesile aktarmamak diyoruz ya hep… İşte bu film hiç beklenmedik bir şekilde bunu yapmanın en doğal halini anlatıyor.

Kemerleri bağlayın. Film Psikoloğu ile Bad Behaviuor film incelemesi başlıyor!

Film, bir zamanların çocuk oyuncusu olan Lucy’nin, kendiyle, kızıyla, ailesiyle olan sorunlu ilişkilerini konu alıyor. Hikaye, Lucy’nin severek takip ettiği bir ruhani liderin (Elon) inziva kampına katılmasıyla başlıyor. Başlangıçta çok gerilim filmi gibi hissettiren bu atmosfer zamanla değişiyor. Ani gelişen bir olayla odağını Lucy ve kızı Dylan’a çeviriyor.

Aydınlanma, kendini bulma, duygusal istismar ve psikolojik şiddet gibi unsurlara hassas dokunuşlar yapan bir film. Travmanın nasıl ebeveynden çocuğa aktarıldığını, aşamadığımız her sorunun nasıl gün gelip ayağımıza dolandığını müthiş bir şekilde anlatıyor. Bad Behaviour, psikoloji odaklı bir kara-komedi izlemek isteyen herkes için harika bir tercih olur. Eğer The Lobster, Arap Blues gibi filmleri seviyorsanız bu garip filmi de seversiniz.

Bir çocuk hayal edin fakat oyuncaklarına doymadan ünlenmiş olsun. Bir ergen betimleyin, annesinin psikolojik sorunlarını yüklensin. Bir anne düşünün ki henüz köken aile sorunlarını çözemeden anne olmuş. Şimdi hepsini tek bir kişide toplayın. İşte bu kişi, Lucy’nin ta kendisi. Bad Behaviuor’da üç ana karakterimizden biri işte bu saatli bomba Lucy.

Bad Behaviour - Lucy
Bad Behaviour – Lucy

Hem Lucy hem de Dylan o kadar kırılgan ve güçlü, o kadar yakınlık arayan ve mesafeli ki… Kendi içlerindeki çelişki, izleyiciye farklı biçimlerde ayna tutuyor. Nocturnal Animals‘tan sonra duygusal olarak bana bu kadar dokunan bir film olmamıştı. Lucy döngüsel hatalar yapıyor ve hep aynı sıkışmışlığa dönüyor. Kısaca Bad Behaviour diyelim. Yani davranış sorunları. Onu alıp şöyle bir danışan koltuğuna oturtmak, neyi neden yaptığını fark ettirmek istiyorsunuz.

Katıldığı inziva grubunda, kendisi için nihai huzura ulaşacağı “aydınlanmayı” yaşamayı umuyor. Ama karşısındaki gerçekten ruhani bir lider mi? Aydınlanma, ermek gibi bir evre mi? Ona ulaşması mümkün bile değil belki. Önce sunduğu sert ve katmanlı kimliğin dışına çıkması gerek. Belki o zaman kızının onu tanımasına imkan sağlayabilir. Lucy zor bir karakter. Ama hangimiz kolayız ki?

Dylan, annesiyle olan kaotik ilişkisinde çözümü mesafelerde bulmuş bir çocuk. Yetişkin ama tam bağımsız değil. bir taraftan da ebeveyninin psikolojik bakımını üstlenmek zorunda kalmış. Çocuk mu olacak yetişkin mi? Yakın mı olacak uzak mı? Nefret mi edecek yoksa affetmek en büyük erdem mi? Bu sorular onun için tanımlayıcı nitelikte diyebiliriz.

Bad Behaviour - Dylan
Bad Behaviour – Dylan

Dylan, tehlikeleri sahnelerde yer alan bir aksiyon oyuncusu. Dublör mü değil mi orayı tam kestiremedim. Ama zarar görmeye, hırpalanmaya bu kadar yakın bir meslek seçmesi fazlasıyla anlamlı geldi. Hani en iyi bildiğimiz tehlikeli sularda yüzmek, sığ bir suya ayak basmaktan daha kolay gelir ya bazen… İşte öyle. Dylan yürüyen bir savunma mekanizması diyebilirim. Hatta direkt şöyle diyeyim… Yüceltme bir insan olsaydı, muhtemelen bu Dylan olurdu.

Bu noktadan itibaren SPOILER uyarısı vereceğim. Çünkü ön bilgi vermeden Elon’ı anlatmak mümkün değil. Lucy’nin katıldığı inziva grubunun lideri Elon. Konuşma yasağı, grup karşısında gerçekleştirilen terapi seansları tam bir tarikat görüntüsü veriyor. Zaten Elon tam bağlılık ve açıklık isteyen istismarcı bir tarikat lideri gibi. Söylemleri, özellikle Lucy’i tavlayan podcastleri “aydınlanma” ve içsel yolculuğa vurgu yapıyor. Muhtemelen sağdan soldan topladığı bilgileri tek doğru gibi anlatıyor.

Bir gün Lucy’nin katarsis yaşadığı bir toplu seansta Lucy’a bağırarak aşağılar bir biçimde konuşuyor. “sızlanmayı bırak ve sadece yap.” Peki Lucy ne yapıyor dersiniz? İnziva grubunda görece önemsiz gördüğü dertler anlatan influencera saldırıp onu darp ediyor. Noldu elon hemen polisler gelmeden kaçıyorsun?! Sadece yap demiştin ve Lucy sadece yaptı. Onu gerçekten anlayıp, kendisi için en sağlıklı kararı vermesine yardımcı olmadın. Ona uhrevi bir dokunuş yapmışsın hissi yaratmak için en savunmasız anında onu “tokatladın”. Sağdan soldan duyduklarını podcastte anlatmak gibi olmadı mı? İnsan yaşamıyla, zihniyle oynamak o kadar da kolay değil miymiş? Söylesene, sıkışınca topuklayan Elon.

Sinirlendim.

Elon kendi karanlığına bir mum bile yakamadığı halde, etrafına ışık saçtığını iddia eden bir şarlatan. Psikoloji ve terapi eğitimi şaibeli. Aydınlanması zaten palavra. Uydurma yöntemlerle, insanlara grup halinde katarsis yaşatarak para kazanan biri. O yüzden bir katılımcı, psikoza varan bir kırılma yaşayınca hemen valizini alıp kaçıyor. Çünkü bu psikozu kendi saçma sapan uygulamalarının tetiklediğini biliyor.

Filmde çok sevdiğim bir yer var. Lucy’nin avukatı ve Dylan Lucy’i ararken bir mağara görüyorlar. Avukat şöyle diyor… “Dylan o mağaraya girme. Işık yolu bildiğini düşündürür. ama hep aynı karanlıkta gezer durursun.”

Dylan yine de o mağaraya giriyor. İçeride kim var dersiniz: ELON! Karanlıkta saklanan bir fare. Hatta ışığa gitmeye bile çalışmadan öylece bekliyor. Bad Behaviour mı demiştik. Bence burada bad behaviour olan tek unsur Elon ve yaptıkları. Tabi Lucy’nin yumruğunu da onaylamıyorum.

Dylan o mağaradan annesini bulabilmek için çıkıyor. Onu annesiyle olan ilişkilenme o karanlıktan itiyor. Elon’ı görüp korkması da bir etken tabi. Ama hiç kıpırdamadan orada duran fare, o şarlatan… Lucy’nin kontrolsüz tüm davranışlarını tetikleyen kişi. Sadece arkasından bakıyor.

Lucy ve Dylan pek çok sorunu, bu psikoz sınırındaki süreçte konuşarak çözüyor. Ama aslında Lucy de Dylan da rol yapmayı bıraktığı için bu çözülme ve onarım ortaya çıkıyor. Bu bir aydınlanma mıdır? Belki. Fakat aile danışmanlığı alsalar bence daha iyi olurdu. Daha az aksiyonla da bu işi çözerdik. Sadece sanırım filmi çekilmezdi. Aksiyonsuz akmıyor 🙂

Film kendi içinde inanılmaz bir akışa sahip. Her şey ne kadar sakinse o kadar ani. Karakterlerin gelişim ve derinliği müthiş. Bad Behaviour insanı anlama üzerine bir kitap gibi. Aldığı ödüller boşa değilmiş. Hem Lucy’e hayat veren Jennifer Connellly hem de Elon’ın garipliğini bir kimlik gibi taşıyan Ben Whishaw müthiş oynuyor. Lucy’nin “beni arabaya sen taşı” sahnesinde ağlamaktan haykıracaktım az daha. Ben Whishaw ise her rolünde gördüğüm, yüzünden bir saniyede onlarca duygu geçirme işini yine biraz abartıyor. Sonra da Elon’a bile acıyasınız geliyor.

Filmi yazan ve yöneten, Dylan karakterini canlandıran Alice Englert. Müthiş bir işçilik. Otobiyografik özellikleri olduğuna emin olduğum çok güçlü bir öykü ve iyi bir akış. Ben mest oldum. Umarım benim önerimle izleyenler de mest olur. Yoksa üzülürüm.

Önce kendinize sonra çevrenize ışığınız bol olsun. Mağarada beklemenin de kimseye faydası yok.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

*