Terapide Zor Danışanlar ve Başa Çıkma Stratejileri

Terapide Zor Danışanlar ve Başa Çıkma Stratejileri

Klinik Psikoloji/Psikolog/Terapi/Terapist

Herkese Merhaba.. Bu içeriğimizde terapi odasında sıklıkla karşılaşılan zor danışanlar konusunu ele alacak ve bu tür durumlarla başa çıkma stratejilerini tartışarak terapi odasının derinliklerine bir bakış atacağız. “Zor danışan” terimi, terapistler arasında değişen şekillerde tanımlanabilir; ancak genellikle, terapi sürecini karmaşıklaştıran veya zorlaştıran danışanları ifade eder.

Bu durumlar, terapistin yeteneklerini sınırlayabilecek veya sınırlarını zorlayabilecek davranışlar, duygusal durumlarla ilişkilendirilebilir. Direnç gösteren danışanlardan manipülatif olanlara, duygusal patlamalar yaşayanlardan bağımlılık sorunlarına sahip olanlara kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkabilirler.

Yetkin Terapist Kimdir?

Terapi odasında sağlıklı ve üretken bir terapi süreci yaşamak, doğru terapisti seçmekle başlar. Ancak, “İyi Terapist” veya “Yetkin Terapist” gibi terimlerin net bir tanımı yoktur, çünkü bunlar farklı psikoloji ekollerine göre değişebilir. Örneğin; Psikoanalitik yaklaşım, terapide daha pasif bir rol benimserken ve bilinçdışı etkenlere odaklanırken, Humanistik ekol terapistin gerçekliğini, doğru empatiyi ve koşulsuz olumlu değerlendirmeyi vurgular.

Ancak, Amerikalı Psikoterapist Albert Ellis’in araştırmalarına dayanarak, en etkili terapistlerin genellikle aşağıdaki özelliklere sahip olduğu gözlemlenmiştir:

  • Terapi sürecinde sabırlı, kararlı ve çalışkandırlar. 
  • Danışanlarının  kendilerini daha iyi hissetmelerine ve sunulan semptomlarını bırakmalarına yardımcı olmaya çalışmanın yanı sıra, onların derin tutum değişiklikleri yapmalarına yardımcı olurlar. Bu, iyileşmelerini sürdürmelerine, devam etmelerine ve gelecekteki rahatsızlıkları önlemelerine olanak tanır.
  • Terapötik etkinliklerini etkileyebilecek danışanları hakkında güçlü önyargılarını (karşı aktarım hisleri) aşmaya çalışırlar ve gerektiğinde bu tür danışanları başka terapistlere yönlendirirler.
  • Terapötik teoriler ve uygulamalar konusunda geniş bir bilgiye sahiptirler ve esnek, dogmatik olmayan ve yeni beceriler edinmeye, bu becerilerle deney yapmaya açıktırlar.
  • Terapötik yeteneklerine güven duyarlar ve katı veya dayatıcı olmadan, ana tekniklerinin işe yarayacağına güçlü bir şekilde inanırlar.

Okuma Önerisi: İyi Psikolog/ Psikolog Seçme Rehberi

Zor Danışan Nedir? Kime Denir?

Terapi süreci, danışanlar için oldukça zorlayıcı olabilir. Duygularımızın ve düşüncelerimizin en derinliklerine inmek, genellikle rahatça konuşamadığımız en hassas ve savunmasız yanlarımıza dokunmak her danışanı zorlar. Bu noktada, bize yol gösterebilecek bir terapistin varlığına ihtiyaç duyarız. Ancak, terapi odası terapistler için de zaman zaman zorlu bir yer haline gelebilir.

 “Zor Danışan” kavramı her terapiste göre farklılık gösterebilir, ancak bazı patolojik vakalar, karanlık düşünceler veya belirli karakter özellikleri terapötik süreci daha da zorlaştırabilir. Şimdi, zor danışan türlerine daha yakından bakalım;

1. Dirençli Danışan

Direnç, terapi sürecinde katılımı zorlaştıran, duygusal engellerle veya savunma mekanizmalarıyla karşılaşılan bir durumu ifade eder. Dirençli danışanlar, terapötik hedeflere ulaşmayı engelleyen duygusal ve zihinsel engellerle mücadele ederler. Bu tür danışanlarda güven eksikliği, terapi sürecine karşı ilgisizlik veya isteksizlik gösterme, geçmiş travmalara duyulan korku ve yüzleşme kaygısı gibi belirtiler gözlemlenebilir. Direnç, terapi odasında çeşitli savunma mekanizmalarıyla kendini gösterebilir. 

Terapi odasında en sık gözlemlenen durumlar arasında inkar gelir. Danışan, yaşadığı duyguları ve durumları inkar ederek terapi sürecini sekteye uğratabilir. Başka bir örnekte, direnç, projeksiyon savunma mekanizmasıyla ortaya çıkabilir. Danışan, sürekli olarak terapistin önerilerini reddedebilir, terapisti anlamamakla ve yetersizlikle suçlayabilir.

2. Talepkar Danışan

Terapide talepkar bir tutum sergilemek genellikle süreci kolaylaştıran bir durum olsa da, danışanın aşırı talepkar olması, terapiye ve terapiste karşı yüksek beklentilere sahip olması, süreci zorlaştıran unsurlardan biridir. Bazı danışanlar, kısa bir terapi sürecinin tüm problemleri ortadan kaldıracağını veya terapistin sihirli bir değnekle sıkıntıları hafifleteceğini düşünebilirler.

 Talepkar danışanlar, terapi süreci dışında terapistine karşı kişisel beklentilere girebilir ve terapistin özel hayatı hakkında bilgi edinmek isteyebilirler. Bu durum, terapist ve danışan arasındaki terapötik bağı zayıflatabilir ve terapi sürecini duraklatabilir ve zorlaştırabilir.

3. Sessiz Danışan 

Terapötik ortamda, sessiz bir danışanın varlığı genellikle iletişim kurma zorluğu, duygularını ifade etmekten kaçınma ve sınırlı bir katılım şeklinde kendini gösterir. Bu durumda, danışan terapistin yönlendirmelerine sınırlı yanıt verir, sıklıkla sessiz kalır veya yalnızca kısa cevaplarla iletişim kurar. Bu tür sessizlik terapist için belirsizlik yaratabilir ve danışanın içsel dünyasını anlamak ve terapötik süreci etkin bir şekilde yönetmek zorlaşabilir.

2005 yılında California Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmada, danışanların terapide sessiz kalmasının temel nedenlerinin arasında güvensizlik, travmatik deneyimler ve anksiyete gibi faktörlerin bulunduğu belirtilmiştir. (Norcross, J. C., & Karatapan, M. (2005)).

4. Manipülatif Danışan 

Manipülatif bir danışanla karşı karşıya olmak terapi sürecinin danışan tarafından sürekli olarak etkilenmeye ve yönlendirilmeye çalışılmasıdır. Danışan süreci etkilemek için gerçekleri çarpıtabilir, sınır ihlalinde bulunabilir, terapisti suçlayabilir ya da terapistini devamlı olarak test ettiği bir noktada olabilir. 

Ayrıca, terapistin kişisel alanını ihlal edebilir, profesyonel sınırları aşabilir veya terapistin sabrını ve sınırlarını sürekli olarak test edebilirler. Bu durum terapistin terapötik ilişkiyi etkili bir şekilde yönetmesini zorlaştırırken, terapistin sınırlarını net bir şekilde belirlemesi, manipülasyon girişimlerini fark etmesi ve uygun şekilde yanıt vermesi önemlidir. 

5. Adli Danışanlar/ Vakalar

Adli danışanlarla terapi yürütmek, sadece terapi odası içinde değil, dışında da pek çok zorlukla karşılaşmayı içerir. Bu tür danışanlarla çalışmak, öncelikle hukuki süreçleri ve etik kuralları tam anlamıyla kavramayı gerektirir. Terapistler, adli danışanlarla çalışırken adli değerlendirmeler yapma ve adli raporlar hazırlama gibi ek sorumluluklarla karşılaşabilirler.

Adli vakalar genellikle son derece hassas konuları içerir. İstismar, şiddet, suç, cinayet gibi konularla başa çıkmak duygusal olarak zorlayıcı olabilir ve terapistin bu tür konularla başa çıkma yeteneği özel beceriler gerektirir. Adli vakaların varlığı, klinik ve yasal ilkelerin dengeli bir şekilde uygulanmasını gerektirir ve bu da karmaşık ve zorlu bir dinamik yaratabilir.

6. İntihara Meyilli Danışanlar

İntihar düşünceleriyle mücadele eden danışanlarla çalışmak, terapi odasının en zorlayıcı alanlarından biridir. İntihar düşüncelerine sahip olan bir danışanla iletişim kurmak, duygularını ve düşüncelerini anlamak bazen son derece zorlayıcı olabilir. Bu nedenle, danışanla etkili bir terapötik ilişki kurmak, güven ortamı oluşturmak, anlayış ve sabır göstermek son derece önemlidir.

Bu unsurların yanı sıra, danışanın risk durumunu değerlendirmek, acil durumlarla başa çıkmak ve gerektiğinde destek almak terapistin sorumlulukları arasındadır. Bu süreç, terapistler için duygusal olarak zorlayıcı ve yorucu olabilir. Profesyonel gelişimi sürdürmek ve ihtiyaç duyulduğunda yardım almaktan kaçınmamak önemlidir.

Zor Danışanlar ile Terapi Odasında Nasıl Başa Çıkılır?

Terapi süreci, terapist ile danışan arasında iş birliği içinde gerçekleşen, güvenli ve sağlıklı bir terapötik ilişkinin oluşturulmasıyla verimli bir şekilde ilerleyen bir süreçtir. Zor danışan türleriyle karşılaşılması kaçınılmaz olmakla birlikte, her bir psikolog için zorluk derecesi farklılık gösterebilir. Psikoloji eğitimi ve sahip olunan sertifikalar, terapi odasındaki zorluklarla başa çıkmak için yeterli midir?  Elbette hayır.  Bu süreçte, psikoloğun kendi duygu ve durumlarını fark etmesi ve bu deneyimler doğrultusunda süreci yönetmesi önemlidir.

Zor danışanlarla başa çıkmak için ilk adım, terapistin durumu kendi perspektifinden tanımlamasıdır. Problemi belirlemek, bu problemle etkin bir şekilde başa çıkmak için önemli bir adımdır. Zaman zaman, zorluklar iletişim eksikliklerinden veya yanlış anlamalardan kaynaklanabilir. Bu noktada, terapi sürecinin gözden geçirilmesi ve alınan notların incelenmesi faydalı olabilir. Sorunların nedenlerini analiz ettikten sonra çözüm üretme süreci başlatılabilir.

Bu noktada, sakin kalmak en önemli stratejidir. İnsan etkileşimlerinin psikolojisine göre, insanlar genellikle yayılan duygusal sinyallere tepki verirler. Örneğin, öfkeli olduğunuzda çevrenizde öfkeli tepkiler görebilirsiniz. Bu nedenle, zorluklarla karşılaşıldığında sakin kalmak, sürecin verimliliği açısından önemlidir.

Danışanı dikkatle dinlemek ve empati kurmak da önemlidir. Danışana dikkatle dinlendiğini, terapötik ilişkinin var olduğunu ve anlaşıldığını hissettirmek, danışanın kendi durumuna odaklanmasını ve sürecin ilerlemesini sağlar. Bu, sürecin etkinliğini artırır ve terapist ile danışan arasında güçlü bir bağ oluşturur.

Danışanla empati kurma, iletişimi geliştirebilir. Terapistin aktif dinleme ve sorularla terapi odasında mevcut olduğunu göstermesinin ardından, teorik bilgilerinden yararlanarak çözüm üretmek ve mümkünse danışanla iş birliği içinde sorunları çözmek faydalı olabilir. Ancak, iletişimin iyileşmediği veya problemin çözülmediği bir ortamda, terapistin kendisinin veya danışanın olumsuz etkilenebileceği bir durumda, danışanı başka bir uzmana yönlendirmesi gerekebilir. Sonrasında, durum analizi yapmak terapistin kişisel gelişimi için faydalı olacaktır.

Okuma Önerisi: The Heat of the Moment in Treatment/ Mitch Abblett

2 Yorum

  1. Talepkar danışanın terapistinden kişisel beklentiye girme ayrıntısına değinmeniz çok aydınlatıcı olmuş. Tebrikler

  2. Yazı için tebrik ederim. Terapiye girmeden danışanlara bu yazı okutulsa daha verimli bir seans gerçekleşebilir

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

*