Kötü Haber Nasıl Verilir yazısı

Kötü Haber Verme: Rehberlik ve Öznel Görüş

Klinik Psikoloji/Psikoloji

Hoş geldiniz. Peki neden geldiniz? Kötü Haber Verme Üzerine Teorik Rehberlik ve Öznel Görüş yazısında neler anlatılıyor? Bu yazıyı neden okumalısınız? Yazıda yer alan başlıklar şöyle… Kötü haber kim tarafından, nasıl, nerede, ne zaman verilmeli? Bir hastaya kanser olduğu nasıl söylenir? Yazarın kötü haber vermedeki şahsi görüşü nedir? Eğer yazı hala ilginizi çekiyorsa buyurun başlayalım…

Kötü Haber Kim Tarafından Verilmeli?

Toplumun tıbbi yöntemler hakkında bilincinin artması, hasta-doktor arasındaki bağa kuvvetli bir şekilde önem verilmesini sağladı. Uygulanması doğru görülen tıbbi çalışmanın yanında; hastanın gereksinimleri, uygulanacak tıbbi çalışma için alınacak kararlar da yaşamsal önem taşır. Hasta-doktor ilişkisinin önemsenmesiyle birlikte birinci dereceden sorumluluğu üstlenmiş olan doktorun “kötü haber verme” davranışına da dikkat çekilmiş ve bu konuda çok sayıda klinik çalışma geliştirilmiştir.

2018 yılında yapılan bir çalışma kapsamında hasta ile iyi bir iletişime sahip olan hekimin, haberi hasta ile paylaşmasının doğru olacağı düşünülmektedir. Çünkü hastaya az tanıdığı veya iletişiminin kuvvetli olmadığı başka bir hekim tarafından haberin verilmesi, kullanılması uygun bulunan tedavinin sürecini olumsuz etkileyecektir.

Belki de siz ruh sağlığı alanında çalışan birinin kötü haber vermesini doğru buluyorsunuz. Ancak bu süreçte psikologların, psikiyatristlerin veya hemşirelerin dahi hastanın kötü haberi sorgulaması durumuna kayıtsız kalması, hekimden önce bilgilendirme yapmaması önerilir (Chandra et al, 2018).

Kötü Haber Nasıl ve Ne Zaman Verilir?

Kötü haberin kim tarafından verileceği kadar nasıl verileceği de önemlidir. Doğru şekilde iletilmeyen kötü haber uygulanmak istenilen tedavi için hastada uyumsuzluk yaratabilir. Hastayı bu habere hazırlıksızken bilgilendirmek veya ortamın yan etkilerini düşünmeden yüz yüze dışında bilgilendirmek, beraberinde beklenmeyen tepkileri getirebilir.

Bilgilendirme hekim tarafından hasta hakkında önceden edinilen kişisel ve sosyal bilgiler doğrultusunda hastanın anlayacağı uygunlukta yapılmalıdır. Hastanın haberi kimden aldığının ve alma şeklinin, o andan sonraki ruhsal iyilik durumunu belirleyeceği bilinmelidir (Manzoni, 2002). Tüm bu öneriler göz önünde bulundurulduğunda kötü haber verme üzerine yapılan birçok klinik çalışmanın yanında bir rehber tanımlanmıştır.

Kötü Haber Verme Rehberi Bizlere Ne Anlatıyor?

Onkoloji alanında SPIKES olarak adlandırılan bu rehber içerisinde 6 madde barındırıyor (Baile et al, 2000). Bu maddeler sırasıyla düzenleme (setting), algılama (perception), davet etme-bilgi verme (invitation-information), bilgilendirme (knowledge), duygusal iletişim kurma (empathic), strateji belirleme ve özetleme (strateji-summary) olarak belirlenmiştir. Düzenleme aşaması içinde sorumlu doktorun hastaya kötü haber verirken gereken şartları sağlamak için hazırlanılmasını barındırır. Haberin verilmesinin öncesinde zamanın ve yerin belirlenmiş olması doğru bir yöntem olacaktır. Bu süreç için hastanın yanında bir yakınının bulunup bulunmaması hastaya bırakılmış bir karardır. Haber verilmesi esnasında hastanın veya yakınlarının oturuyor olması, oluşabilecek olumsuz reaksiyonları önlemiş olur. Çünkü hastanın veya yakınlarının uyumunun güçlü olmadığı durumlarda bayılmalar yaşanabilir.

Hastaya incelemeler sonrası ortaya çıkan patoloji sonucu veya tedavi planı aktarılırken uygun bir dil kullanılmalıdır. Kullanılan dil hastanın anlama şekline göre düzenlenebilir. Bunun dışında doktorun bünyesinde deneyim barındırması haber verme sonrasında hastada ve hasta yakınlarında oluşabilecek olumsuz etkiyle ters orantılıdır. Bu durumda doktorun deneyimli olması tedavi süreci için son derece önem taşır. Deneyimli bir doktor haberi vereceği ortamın sessiz ve sakin olması gerektiğini bilir ve rahatsız edilmeyecekleri bir ortam yaratır.

Tüm bunların dışında hastadan alınabilecek reaksiyon için doktor hazırlıklı olmalıdır. Haber verilmeden önce hastanın habere uyumunun olumsuz olabileceği düşülüyorsa doktor önlem alabilir. Odanın kapısında bir güvenlik görevlisi bekleyebilir, odanın birden fazla çıkış kapısı olabilir veya bir tuşa basarak güvenlik görevlisi aranabilecek pozisyonda oturulabilir. Bu planlamalar hastayı, hastanın yakınlarını ve sorumlu doktoru mühim olan kötü haber verme durumuna hazırlamış olur.

Kötü Haber Nasıl Verilir

İlk Aşamadan Sonrası için Rehber Ne Öğütlüyor?

Algılama aşaması hastanın çıkan patoloji sonucuna veya tedavi planına olan tepkilerinin gözlemlenmesini içerir. Gözlemlemenin amacı hastanın beklentilerini, düşüncelerini, inançlarını, hastalığı anlayış şeklini ve bilgisini anlayabilmektir. Davet etme-bilgi verme aşamasında hastanın sahip olduğu patoloji hakkında bilgilendirilmeye ne kadar ihtiyacı olduğuyla ilgilenilir. Hasta bu haberi kaldırabilecek mi diye düşünülür. Haber verilmeden önce hastanın patoloji hakkındaki bilgisi öğrenilir, yanlış bir veriye sahipse bu veriler düzeltilir.

Bilgilendirme aşaması davet etme-bilgi verme aşamasına göre şekillenir. Bu aşama haberin, hastanın gösterdiği reaksiyona göre adım adım söylenmesi gerektiğini anlatır. Kötü haber verilen her aşama hasta tarafından tam anlamıyla anlaşılıyor mu, gözlemlenmelidir. Sonrasında hastanın kötü haber ile ne anladığı, duygu ve düşünceleri incelenmelidir.

Duygusal iletişim kurma aşaması kötü haberin verilmesi sonrasında her hastada farklı ortaya çıkabilecek olan duyguların, düşüncelerin ve davranışların anlaşılabilmesini içerir. Hastada ortaya çıkan hisler ve davranışlar hastaya tanımlanmalıdır. Burada doktorun hastayı anladığını hastaya hissettirmek amaçlanır. Şöyle ki hasta-doktor arasında sözel veya sözel olmayan yollarla duygu paylaşımı yapılır. Hastanın uyumunu sakinlik seviyesine çekmek gerekir ki tedavide izlenecek yol hasta tarafından sakin bir şekilde belirlensin.

Strateji belirleme-özetleme aşaması yapılmadan kötü haber verme durumu sonlanmamalıdır. Bu aşamada hastanın sakinleştiğinden emin olunduktan sonra sorumlu doktor tarafından kötü haberin özeti yapılır ve tedavi planı oluşturulmaya başlanır. Tedavi seçenekleri hastayla birlikte incelenir ve kararı hastanın vermesi beklenir. Bu zor dönemde hastaya yanlış-eksik bilgi veya gereksiz umut verilmemelidir. Gelecek hakkında umutlarını paylaşan hastalara uygun ve anlaşılır bir dille gerekenin yapılacağını söylemek gerekir. Belki uygulanacak tedavinin daha önceki hastalarda elde edilen başarılı sonuçları paylaşılabilir (Baile et al, 2000).

Bir Hastaya Kanser Olduğu Nasıl Söylenir?

2018-2019 döneminde özel bir Psikiyatri Tıp Merkezi’nde tamamladığım gönüllü staj programı kapsamında kanser hastalarını gözlemlemiştim. Prof. Dr. Sedat Özkan’ın özel olarak ilgilendiği Psiko-onkoloji alanını yakından tanıyor olmak bu soruyu yanıtlarken stresimin azalmasını sağlıyor. Kanser seviyesi ne olursa olsun her bir hastanın, hastalığa olan uyumu göz önünde bulundurularak destek sağlandığını biliyorum. Bu yüzden bana kalırsa öncelikli olarak hastanın bu habere hazır olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Ayrıca çok fazla tartışıldığını düşündüğüm “haber verilmeli mi?” sorusunu kendi görüşümle açıklığa kavuşturmak istiyorum. Eski dönemlere bakıldığında hasta yakınlarının, tedavide olumsuz rol oynayacağını düşündükleri için kanser olduğu bilgisini hastadan sakladıklarını görebiliyoruz. Fakat son zamanlarda hastalar, çıkan patoloji sonuçları hakkında bilgilendirilmek istiyor. Peki ben olsam bu durumda ne yapardım?

Yazarın Kötü Haber Verme Hakkındaki Öznel Görüşü

Eğer benim de bu kötü haber verme gibi bir sorumluluğum olsaydı hastanın kendi patolojisini bilmesinin tedavide ciddiyet oluşturacağını düşündüğümden haberi teorileri baza alarak verirdim. Ayrıca hastaya kanser olduğu bilgisinin doğrudan sunulması gerektiğinin karmaşık yollarla anlatılmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü haberi verdikten sonra hasta yalnız kaldığında hastalığını tam anlamıyla tanımlayabilmesi ve neyin içinde olduğunu bilmesi gerekmektedir.

Sonrasında hastalık hakkındaki bilginin ve çıkan patoloji sonuçlarının detayları görüşmenin hastanın stres seviyesine göre verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Kanser hastalığında umut kavramının çok büyük etkisi olduğuna şahit olduğumdan detayları anlatma aşamasında gerçeklikten uzaklaşmadan umut verici cümleler kurabilirdim. Mesela “daha önce bu kanser türüne sahip bireylerde tedavi sonrası başarılı sonuçlar aldık” gibi cümlelerin eğer doğrularsa haberi verme esnasında kullanılmalarının gerekli olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca daha önce kendi yaşantımda kanser hastalığından bir yakınımı kaybetmemden kaynaklı, hastaya haberi verirken yaşayacağım üzüntüyü hastadan saklamamamın daha doğru olacağını düşünüyorum. Bu sayede hastayla aramda kurulabilecek duygu paylaşımı ve empati, konuşmanın sonlarına doğru planlanacak olan tedaviyi olumlu yönde etkileyecektir. Bence “sizi anlamaya çalışıyorum, yaşadığınız durum kolay değil” cümlesini söylemek ve yüz ifadesinin yaşanılan duyguyu aktarmasıyla birlikte hasta-doktor arasında bir bağ kurulabilir.

Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Bazı hastalar, kötü haber verilirken, bir doktoru üzebilecek bir hastalığa sahip olduğunu düşünerek çaresizliğe kapılabilir. böyle ince bir çizgiye geldiğimizde çok dikkatli olmak gerek. İşte bu kısımda duygularımı saklamaya özen gösterirdim.

Ben hastalığın haberini anlaşılır bir biçimde aktardıktan sonra, hastalığı görüşmenin stresine göre detaylandırarak tanımlarım. Bu sürede hastadan gelebilecek sorulara karşı ise kesin cevaplar vermemeye çabalarım. Ne zaman öleceğim, ne kadar zamanım kaldı, nasıl öleceğim gibi sorulara verilebilecek kesin cevaplar çok sakıncalıdır. Doktorun tanıdığı zamana göre yaşayacak olan hasta için hayat zaten zor iken zamana karşı hayata tutunmak daha da zorlaşır. Bu yüzden genel bir yorumlama yapmak ve soruları detaylı cevaplamamak gerekir.

“Hepimiz her an ölebiliriz”, “kimin ne zaman öleceği hiç belli olmaz” gibi cümleleri staj gözlemim sırasında çok duymuştum. Böyle cevapların hastanın tedavisi için gerçekten daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. Son olarak hastayla birlikte tedavi planı hazırlayarak görüşmeyi bitirirdim.

Editör önerisi: Eğer yazıyı okurken biraz fazla empatik davrandıysanız ve şu anda açıklayamadığınız bir iç sıkıntısı hissediyorsanız Yaratıcı Psikoloji kategorisinde bu gri bulutları dağıtabilirsiniz. Eğer “yazar ne güzel şeyler öğrenmiş stajında” diyorsanız, daha fazla dolaylı bilgi kazanmak için Psikoloji Stajları  kategorisini ziyaret edebilirsiniz. Daha fazla psiko-onkoloji bilgisi için Psiko-onkoloji Derneği internet adresini ziyaret edebilirsiniz.


Kaynakça

Baile, WF, Buckman, R., Lenzi, R., Glober, G., Beale, EA, Kudelka, AP (2000). SPIKES – kötü haber vermek için altı aşamalı bir protokoldür: kanserli hastaya uygulama. Onkolog. 5 (4): 302–311.

Chandra, S., Mohammadnezhad, M., Ward, P. (2018). Doktor-Hasta İlişkisinde Güven ve İletişim: Bir Literatür Taraması. J Healthc Commun. 3 (3): 36

Manzoni, JF (2002). Kötü haber vermenin daha iyi bir yolu. Harvard iş incelemesi. 80, 114-126.

Monden, KR, Gentry, L. ve Cox, TR (2016). Hastalara kötü haber vermek. Bildiriler (Baylor Üniversitesi. Tıp Merkezi). 29 (1), 101–102 .


Bu yazılı içerik  Psikoloji Arşiv Yayın İlkeleri ‘ne uygun şekilde yeniden düzenlenmiştir. 

Editör: Selin Cennet Gülmez
Görsel Tasarım: Taner Türker

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

*