Psikologlar Hakkında Mitler: Doğru Bilinen Yanlışlar

Psikologlar Hakkında Mitler: Doğru Bilinen Yanlışlar

Psikoloji

Herkese merhabalar. Bugün sizlerle ilginç bir konu hakkında konuşmak istiyorum. Konumuz: Psikologlar hakkında var olan mitler. Yani yaygın olan ancak yanlış da olan düşünceler. Psikologlar hakkında doğru olduğu düşünülen ancak aslında yanlış olan birçok bilgi var. Bazılarına alıştım, bazıları ise beni hala şaşırtmaya devam ediyor. Bu doğru bilinen yanlışlar nelerdir, hangi mitler mevcuttur; gelin beraber bakalım.

Psikoloji Bölümüyle ilgili merak edilen tüm sorularınızı (maaş, iş bulma, çalışma şartları) bu videoda yanıtladık. Keyifli izlemeler.

Psikologlar Mutsuz Olmazlar (!)

Psikologlar hakkında sanki her daim mutlu, sakin veya huzurlu olmak zorundaymış gibi…. Bizler de insanız ve her insan gibi her duyguyu hissediyoruz. Sadece seansa duygularımızı taşımıyoruz. Çünkü seans bizim sürecimiz değil, danışanın süreci. Seans öncesi duygularını regüle edebilmek ve seansı danışanın süreci olarak götürmek psikolog becerilerinden birisidir. Eğer üstesinden gelemeyeceğimiz duygulara sahipsek, o zaman seans yapmayız.

Tıpkı olumlu duygular gibi olumsuz duygulara da sahip olmak bizi terapist kimliğimizden çıkarmaz, bizi sadece insan yapar. Bu duygularla doğru şekilde başa çıkabilmek bizim görevimiz. Ancak duygularla başa çıkabilmemiz, o duygulara sahip olmadığımız anlamına gelmez.

Psikologlar Sinirlenmez, Tartışmaz (!)

Size bir anımı anlatmak istiyorum. Psikoloji öğrencisiyken bir arkadaşım ile tartışmıştık. Kendisi bana “Sen de ne biçim psikologsun, bak sinirlendin.” demişti. Bu anı bize şunu gösteriyor: Psikolog kimliği bizlere daha öğrenciyken yükleniyor ve daha o zamandan mitleri karşılamamız isteniyor. Bu insana yük bindiren bir şey.

En İyi Psikolog / Terapist Seçme Rehberi

Peki “psikologlar sinirlenmez, tartışmaz” neden bir mittir? Özel hayatımda birine sinirlenmek, onunla tartışmak veya hakkımı savunmak beni başarısız bir psikolog yapmaz. Eğer danışanlarıma yanlış teknikler uygularsam, terapötik ittifakı bozarsam veya etik ihlalde bulunursam o zaman başarısız bir psikolog olurum.

Psikologlar Seansta Hiçbir Zaman Kızmaz (!)

Tabii ki seanslar esnasında yürüttüğümüz ilişki profesyonel bir ilişki. Kurduğumuz ilişkinin doğası gereği terapist rolümüzden çıkmıyoruz ancak bu bir robot misali hiçbir duyguyu hissetmiyoruz anlamına gelmiyor.

psikologlar hakkında doğru bilinen yanlışlardan 3. madde

Peki biz seansta danışana sinirlenirsek veya olumsuz herhangi bir duygu hissedersek ne yapıyoruz? Danışana bağırıyor muyuz? Tabii ki hayır. Kendi duygumuzun terapi süreci ve danışan hakkında ne anlama geldiğini gözlemliyoruz. Bu duyguları aşmak için süpervizyon alıyoruz, eğer aşamazsak danışanı başka bir psikoloğa yönlendiriyoruz.

Psikologlar Mükemmel Bir Partner, Ebeveyn Veya Dosttur (!)

Hayatınızın her alanında muhteşem olmaya çalıştığınızı hayal edin. Herkes sizden örnek olmanızı bekliyor. Ne kadar zor, değil mi? Bizler, yakınlarımıza psikolog gözüyle bakamayız. Onlarla profesyonel bir ilişki değil, duygusal ilişki kurarız. Profesyonel olduğumuz işlerimizde bile hata yapabilirken özel ilişkilerimizde illa ki hata yaparız.

Psikologlar Bir Bakışta İnsan Analizi Yapar (!)

Bu miti ben biraz daha abartayım. Tıpkı Süpermen gibi gözlerimizden kırmızı ışınlar da çıkarıyoruz. Ne kadar fantastik, değil mi? İnanın, ben de isterdim bir bakışta insanları çözmeyi. İşim o zaman çok kolay olurdu. Ne yazık ki gerçek hayatta işler bu şekilde yürümüyor. Bir danışanı dikkatlice dinlemeden, ona doğru soruları sormadan, ev ödevi vermeden, gözlem yapmadan, gözlemlerime dayalı hipotezler kurmadan ve o hipotezleri test etmeden bir analiz yapamam.

Psikologlar Her Şey Hakkında Tavsiye Verir (!)

Bu mite dayanarak, onlarca insan bana mesaj atıyor. Gelen kutum şu tarz mesajlarla doluyor: “Siz psikologsunuz, sorunumu anlatsam da bana bir çözüm söyleseniz. Tavsiyenize ihtiyacım var.” Bizler danışandan daha üstün karar mercileri değiliz. Bu nedenle danışanın hayatında uygulayacağı tavsiyeler vermeyiz. Bizim görevimiz danışana “Gitmen gereken yol bu” demek değil, gitmesi gereken yolu keşfetmesi için ona yardımcı olmaktır.

Psikologlar İlaç Yazar (!)

Psikologların ilaç yazma durumu ülkeden ülkeye hatta eyaletli ülkelerde eyaletten eyalete değişiklik gösterir. Türkiye özelinde; ilaç yazan kişiler tıp hekimleri olan psikiyatrlardır.

Psikologlar Hakkında Kızdığımız bir Mit: Oturduğu Yerden Para Kazanır (!)

Anlam veremediğim mitlerden birisi bu. Bir keresinde biri bana “Oooh, siz psikologlar da sadece dinleyerek para kazanıyorsunuz, kebap iş!” demişti. Hele ki böyle bir üslup kullanımı ile bu tabiri mitten öte hakaret olarak kabul ediyorum. Bu miti de çürütelim. Genel olarak bakarsak; 4 yıl lisans okuyoruz. 2 yıl yüksek lisans yapıyoruz. Ömür boyu eğitimlere gidiyoruz. Sürekli makale veya kitap okuyoruz. Gelişmeleri takip edip onlara ayak uyduruyoruz.

oturduğunuz yerden para kazanıyorsunuz

Seans özelinde bakarsak; Terapötik bağ oluşturuyoruz. Doğru soruları sorup doğru teknikleri kullanmaya çalışıyoruz. Profesyonel ilişkiyi bozmuyoruz. Gözlem yapıyoruz. Aktif olarak sürekli hipotez oluşturup gerektiğinde test ediyoruz. Formülasyon oluşturup sürekli revize ediyoruz. Yaratıcı ve spontan olmaya çalışıyoruz. Her danışana özgü uyarlama yapıyoruz. Her seans için hazırlık yapıyoruz. Bazen acil durumlar meydana geliyor, o zaman gerekli müdahaleyi buluyoruz. Şimdi; size soruyorum. Sadece oturduğumuz yerden dinleyerek mi para kazanıyoruz?

Psikologların Yaptığı İşi Başkaları Da Yapabilir (!)

Malum, ülkemizde herkes psikolog. Psikoloğa para verene kadar bir kuaföre gidersiniz, saçlarınız veya tırnaklarınız hoş görününce, bir de üstüne 2 dedikodu yapınca bütün dertlerinizden arınırsınız, değil mi? Ya da komşularınızla bir gün düzenlersiniz ve geçirdiğiniz anın tadından yenmez.

Elbette bu aktiviteler insana keyif verir ve onu rahatlatır. Ancak bu aktiviteler size “geçici” bir rahatlama sağlar. Bir psikolojik bozukluk tanısı sizde mevcutsa, onu düzeltemez. Psikologlar insan iletişimi ve ruh sağlığı alanında uzmanlaşmış kişilerdir. Bu uzmanlığa sahip olmayan kişiler, psikoloğun işini yapamaz. Tıpkı bir psikoloğun mühendislik, avukatlık veya oyunculuk yapamayacağı gibi…

Psikologlar Özel Hayatlarında da Psikologdur (!)

Psikologluk, bir meslektir; bir kişilik yapısı değildir. Kendimden örnek vereyim: Ben meslek hayatımda psikolog İrem Öztürk’üm. Özel hayatımda ise sadece İrem Öztürk’üm. Bazı insanların evladı, bazılarının çok yakın dostuyum. Onlarla iletişim halindeyken benimsediğim rol evlat, arkadaş, kardeş vb… Hayata her saniye psikolog edasıyla yaklaşmam mümkün değil.

Psikologlar Yaptığı İşin Parasını Hesaplamaz (!)

Son olarak en şaşırdığım mite değinmek istiyorum. Yine bir anım vasıtasıyla anlatayım: Bir gün oturmuş ne kadar seansım olduğunu ve getireceği geliri hesaplıyordum. Yakın çevremden birkaç kişi de evdeydi. Beni şakayla karışık garipsediklerini hissettim ve oldukça üzüldüm.

Ev sahibime “Ben psikoloğum” dediğimde bana “O zaman sen kira verme” demiyor. Bakkala gidip “Ben psikoloğum” dersem “Ekmek sana bedava” demeyecek. Psikologluk benim mesleğim ve benim hayatımı devam ettirmek için para kazanmam gerekiyor. Bu yüzden gelirimi de bilmem gerekiyor.

Tabii ki bu iş sadece para için yapılmamalı. Kendi adıma konuşursam ben işimi çok seviyorum. İnsan sağlığını çok önemsiyorum. İşimin için de oldukça emek veriyorum. Tanıdığım işine oldukça bağlı meslektaşlarım da var.

Sıra geldi çuvaldıza…

İğneyi başkasına çuvaldızı kendine batır, demiş atalarımız. Maalesef kimi zaman bu mitleri psikologların kendileri de benimsiyor. Hayatlarında kurtarıcı/kahraman rolünü benimsemeye çalışıyor. Ancak bu halihazırda yıpratıcı yönleri olan bir mesleği daha zararlı hale getirebiliyor. Kaldı ki, seanslarımızda bile kurtarıcı ya da kahraman değiliz… Bir hata yaptığında ya da insani bir tepki verdiğinde psikologlara “Ne biçim psikologsun!” etiketi yapıştırılabiliyor. Sonrasında suçluluk, utanç duyguları beraberinde geliyor. Bir mit nelere yol açıyor… Öylesine söylenen sözlerin yaralayıcı gücü her zaman kaçınmamız gereken bir risk taşır.

Hem psikologlar olarak hem de diğer mesleklerden insanlar olarak bu mitleri fark etmeli ve doğrusunu öğrenmeliyiz.
Biz psikologlara bu kadar yüklenmesek mi sanki 😊

Editörün Notu: Biz psikologların derdine ses olan İrem Öztürk’ün yazılarından devam etmek isterseniz Superliminal Oyunu ve Bakış Açımızı Değiştirebilmek adlı yazıya göz atabilirsiniz. Eğer #psikolog temalı yazılar okumak istiyorsanız Psikoloji Arşiv Psikolog kategorisine bakmanız yeterli.


Bu yazı Psikoloji Arşiv Yayın İlkeleri ‘ne uygun şekilde yeniden düzenlenmiştir.

Editör: Selin Cennet Gülmez

Görsel Tasarım: Taner Türker

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

*